<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>A.I.F Genclik Teskilati &#187; Dini Bilgiler</title>
	<atom:link href="http://www.genclik.at/www2/menu/dini-bilgiler-2/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.genclik.at/www2</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Apr 2012 16:30:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Peygamberimizin yasakladığı büyük günah &#8211; Tüm yönleriyle kan davası</title>
		<link>http://www.genclik.at/www2/icerik/dini-bilgiler-2/bazi-bilgiler/peygamberimizin-yasakladigi-buyuk-gunah-tum-yonleriyle-kan-davasi.html</link>
		<comments>http://www.genclik.at/www2/icerik/dini-bilgiler-2/bazi-bilgiler/peygamberimizin-yasakladigi-buyuk-gunah-tum-yonleriyle-kan-davasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 May 2009 19:14:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bazı Bilgiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genclik.at/www2/?p=295</guid>
		<description><![CDATA[Mardin&#8217;in Mazıdağı ilçesinde aynı aileden, çoluk çocuk demeden 44 kişinin katledilmesi. İnfiale yol açtı. Kan davası nedeniyle gerçekleştiği iddi edilen olayın ayrıntıları yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlarken.kan davası gerçeği bir kez daha Türkiye&#8217;nin gündemine oturdu. Yüzyılların toplumsal hastalığı olan kan davası, Peygamber efendimizin Veda Hutbesi&#8217;nde lanetlemesine rağmen, çağdaş bir Cahiliye adeti olarak maalesef günümüzde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mardin&#8217;in Mazıdağı ilçesinde aynı aileden, çoluk çocuk demeden 44 kişinin katledilmesi. İnfiale yol açtı. Kan davası nedeniyle gerçekleştiği iddi edilen olayın ayrıntıları yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlarken.kan davası gerçeği bir kez daha Türkiye&#8217;nin gündemine oturdu.<br />
<img class="alignleft size-full wp-image-297" title="tum-yonleriyle-kan-davasi-large-0" src="http://www.genclik.at/www2/wp-content/uploads/2009/05/tum-yonleriyle-kan-davasi-large-0.jpg" alt="tum-yonleriyle-kan-davasi-large-0" width="372" height="172" /></p>
<p>Yüzyılların toplumsal hastalığı olan kan davası, Peygamber efendimizin Veda Hutbesi&#8217;nde lanetlemesine rağmen, çağdaş bir Cahiliye adeti olarak maalesef günümüzde de sürdürülüyor. Hala insanın insanı acımadan öldürdüğü, sırf aynı kanı taşıdığı için masum insanların dahi katledildiği günümüzde, dini ve manevi eğitime ağırlık verilerek insanlara kan davasının dini boyutunun anlatılması gerekiyor. Son bir haftada meydana gelen kan davaları ile ilgili dehşet verici olaylar, kamuoyunu dehşete düşürdü.</p>
<p>Tarsus&#8217;ta aynı aileden 5 kişinin bir çay bahçesinden otururken kan davalıları tarafından başından vurularak öldürülmesi, kan davasından kaçarak İzmir&#8217;e yerleşen bir kişinin camide Kur&#8217;an okurken ensesinden vurularak öldürülmesi Hazro Belediye Başkanı&#8217;nın kan davası yüzünden belediyedeki görevini bile yerine getiremediğinin ortaya çıkması,Türkiye&#8217;nin kangrenleşmiş yaralarından olan kan davasının boyutlarını gözler önüne seriyor.Mardin&#8217;de yaşanan son olay ise kan davsının nasıl vahşete dönüştüğünü izah ediyor.<br />
Kan davası nedir?</p>
<p>Akrabalık ilişkilerinin sıkı olduğu toplumlarda öç alma duygusundan kaynaklanan, misilleme biçimindeki karşılıklı cinayetlerle süren aile ve kabileler arası çatışmalara genel olarak Kan Davası deniliyor. Hak arama sürecinin bulunmadığı, anlaşmazlıkların tarafları hoşnut edecek biçimde çözümlenmediği, hak ve adalet duygularının tatmin edilmediği hukuk sistemlerinde, bireyin hak ve adaleti kendi başına gerçekleştirme girişiminin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.</p>
<p>Araştırmacı yazar Ahmed Özalp, Kan davasının genellikle haksızlığa uğrayan taraftan bir kişinin, suçlunun işlediği suça uygun biçimde cezalandırılmaması durumunda, intikamını alma, onurunu kurtarma, hak ve adaleti gerçekleştirme girişimiyle başlayıp, karşı tarafın aynı gerekçelerle işlediği cinayetlerle sürdüğünü belirterek, &#8220;Kan davasının başlamasından sonra davaya taraf aile üyeleri güçlü bir dayanışma içine girerler. işlenilen cinayetten aile üyelerinin her biri teker teker sorumlu tutulur. Bu davalarda genellikle ailelerin erkek üyeleri hedef alınır, kadın ve çocuklara yönelik cinayetlere az rastlanır. Fakat kan davasının aile sınırlarını aşarak aşiretler arası bir düşmanlığa dönüştüğü çevrelerde kadın ve çocukları da içine alan toplu cinayetler de görülebilir&#8221; deniliyor.<br />
Cahiliyye&#8217;den kalma bir adet!</p>
<p>Ahmed Özalp kan davasının kökeniyle ilgili de şu bilgileri aktarıyor: &#8220;Kan davası, İslam öncesi Arap toplumunda en yaygın adetlerden birisiydi. Hak ve adaleti gerçekleştirecek bir hukuk ve toplum düzeninden yoksun olan cahiliye toplumunda kan davaları kabileler arası düşmanlık ve savaşların başlıca nedenleri arasında yer alıyordu. İslâm câhiliye dönemine ait bir çok adetle birlikte kan davasını ortadan kaldırdı; getirdiği insan ve toplum anlayışı ile adalet düzeni ile toplumsal bir afet olan kan davasını ortaya çıkaran nedenleri yok etti. İslâm&#8217;a göre insan canı, malı, namusu, haysiyeti, tüm hak ve özgürlükleri ile dokunulmaz bir varlıktır. Hiç kimse hukuk dışı bir gerekçe ile insanın maddi ve manevi varlığına tecavüz edemez, hak ve özgürlüklerini kısıtlayamaz. Kaldı ki mü&#8217;minler bu tür davranışlar içine giremezler. Çünkü mü&#8217;minler, inançları gereği kardeştirler, birbirlerine karşı İslâm&#8217;ın öngördüğü kurallar dışında davranamazlar. Mü&#8217;minler bireysel ve toplumsal hayatlarında tam bir dayanışma ve yardımlaşma içinde bulunmak; İslâm&#8217;ın egemenliğini sağlamak yolunda ortaklaşa çaba harcamakla yükümlüdürler.&#8221;<br />
Kan davasının nedenleri</p>
<p>-Suç ile ceza arasındaki niteliksel eşitsizlik ve cezanın adalet duygusunu tatmin etmekten uzak olması.</p>
<p>-Bir insanı haksız yere ve kasıtla öldüren bir kişinin bir-kaç yıl sonra ortalıkla dolaşması, intikam duygularını harekete geçiriyor.</p>
<p>-Üstün otoritenin olmayışı.</p>
<p>-Suçun şahsiliği prensibinin geçerli olmaması.</p>
<p>- Kişisel öç alma safhasının devam etmesi. Suçluyu üstün güç, devlet otoritesi değil kişiler cezalandırmaktadır.</p>
<p>-Güçlü siyasal merkezi otoritenin olmayışı. Kişiler bir sorunları olduğunda adli yargıya değil, aşiret ve kabile reislerine veya çevrede  güçlü kim ise ona gitmektedirler.</p>
<p>-Yoksulluk, hareketsizlik ve dış dünya ile ilişkilerin  çok zayıf olması.</p>
<p>-Eğitim seviyesinin düşüklüğü</p>
<p>-Her  alanda cehalet. Tarımda, ticarette, sosyal ilişki düzeyinde ve dini bilgilerdeki cehalet.</p>
<p>-İntikam. Kin ve intikam duygusunun mertlikle eş anlam kazanması ve toplum tarafından olumlu tepkilerle karşılanması.</p>
<p>-Irkçılık (mikro anlamda) aile ve aşiret ırkçılığı.</p>
<p>-Başlık parası  ve kız kaçırmaların ortaya çıkardığı sorunlar,<br />
Sosyoekonomik analizler yetmez!</p>
<p>İnsanın insanı acımadan öldürdüğü, sırf aynı kanı taşıdığı için masum insanların katledildiği kan davasını, İslam Peygamberi kaldırmıştı. Kan davasının dini boyutu anlatılmadan, meselenin sosyoekonomik analizlerle çözülmesi imkânsız! Son bir haftada meydana gelen kan davası olayları, kamuoyunu dehşete düşürdü. Tarsus&#8217;ta aynı aileden 5 kişinin başından vurularak öldürülmesi, kan davasından kaçarak İzmir&#8217;e yerleşen bir kişinin camide Kur&#8217;an okurken ensesinden vurularak öldürülmesi ve son olarak Hazro Belediye Başkanı&#8217;nın kan davası yüzünden görevini bile yerine getiremediğinin ortaya çıkması, Türkiye&#8217;nin kangrenleşmiş yaralarından olan kan davasını tekrar gündeme getirdi.<br />
Geçmişte yaşananlardan örnekler<br />
Tarsus&#8217;ta yaşananlar</p>
<p>Mersin&#8217;in Tarsus ilçesinde 5 kişi tabancayla vurularak öldürüldü. Olayın nedeninin kan davası olduğu iki aile arasında kız kaçırma meselesinden başlayan hasımlık olduğu belirlendi. Silahlı saldırı Şehit Kerim Mahallesi&#8217;ndeki bir çay bahçesinde, gün ortasında meydana geldi. Silahlı iki kişi, çay bahçesine girdiler ve bir masada oturan 4 kişiye yakın mesafeden ateş ettiler.  Ahmet, İzzettin ve Bahri İkilik olay yerinde hayatını kaybetti. Kaçmaya çalışan Mahmut İkilik&#8217;i  takip edip Abdi İpekçi Caddesi&#8217;nde kıstıran katiller, İkilik&#8217;in oğlunun &#8220;N&#8217;olur babamı öldürmeyin&#8221; şeklindeki yakarışına da aldırış etmedi. Saldırganlar, Fahrettin Paşa Mahallesi&#8217;ne gidip, burada da sokakta yürüyen Abidin İkilik&#8217;i öldürdüler.<br />
Eceliyle ölmeyen erkeklerin köyü!</p>
<p>Tarsus&#8217;un Şehit Kerim Mahallesi&#8217;ndeki bir çay bahçesinde çıkan silahlı saldırıda aynı aileden 5 kişinin öldürülmesi olayına karışan ailelerin göç ettiği Diyarbakır&#8217;ın Hazro İlçesi&#8217;ne bağlı Meşebağları köyünde son 70 yılda kan davası nedeniyle 100&#8242;ü aşkın kişi hayatını kaybetti.</p>
<p>Diyarbakır&#8217;ın Hazro ilçesine 25 kilometre uzaklıktaki 700 nüfuslu Meşebağlar köyünden 450&#8242;ye yakın kişi de aynı nedenden göç etmek zorunda kaldı. Bakanların, milletvekillerinin, valilerin ve belediye başkanlarının bile barıştırmak için aracı olduğu köydeki aileler arasında 70 yıldır barış sağlanamadığı için, köye, &#8220;Erkeklerinin eceliyle ölmediği köy&#8221; deniliyor.<br />
Kars Sarıkamış&#8217;ta yaşanan olay</p>
<p>Kars&#8217;ın Sarıkamış İlçesi&#8217;nde, köpek kavgasıyla başlayan ve 58 yıldır süren kan davasının son kurbanı 28 yaşındaki İbrahim Daşğın oldu. Kan davasından kaçıp İzmir&#8217;e yerleşen ve inşaat işçiliği yapan İbrahim Daşğın, önceki gün akşam namazından yarım saat önce Bornova ilçesi Çamdibi Semti Taşköprü Camii&#8217;ne gitti. Camide tek başına Kuran-ı Kerim okumaya başlayan Daşğın, kimliği belirsiz bir kişi tarafından ensesinden tek kurşunla vurularak öldürüldü. Genç adamın babasının da karşı aileden iki kişiyi öldürdüğü ve cezaevinde olduğu bildirildi. 1950&#8242;de iki ailenin kavga eden köpeklerinin birinin ölmesiyle başlayan kan davası, 2002&#8242;ye kadar devam etti. İki ailenin kan davasında 50&#8242;ye yakın insan hayatını kaybetti.</p>
<p>Daşğın&#8217;in başından sızan kan, olay anında okuduğu Yasin Suresi&#8217;nin açık olduğu Kuran-ı Kerim&#8217;in 36 ile 40. ayetlerinin bulunduğu sayfalara sıçradı. Ayetlerin meali ise şöyle: &#8220;Yerin bitkilerinden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah&#8217;ın şanı ne yücedir. Gece de onlara bir delildir. Biz ondan gündüzü soyar çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar&#8230;&#8221;<br />
Hazro&#8217;daki acı gerçek</p>
<p>İkilik ailesinden 5 kişinin öldürülmesiyle gündeme gelen Hazro&#8217;da kan davasından Belediye Başkanı da muzdarip. Hafta da 2 gün ilçeye gelebilen Başkan Hamit Ergin, 2 panzer eşliğinde makamına gidebiliyor. Diyarbakır&#8217;ın Hazro İlçesi Belediye Başkanı Hamit Ergin, 2005 yılında kan davası nedeniyle 4 ay görevini ilçe dışından yürütmüştü. Ergin, 6 bin 200 nüfuslu ilçeyi telefonla yönetip resmi evrakları Diyarbakır&#8217;da imzalamış, daha sonra güvenlik önlemleri altında ilçedeki görevine dönmüştü.</p>
<p>Hazro Belediye Başkanı Ergin, halen yaşadığı kan davası nedeniyle ilçeye haftanın 2 günü polisin aldığı yoğun güvenlik tedbiri altında girebiliyor. Makam odasından çıkamayan Ergin, geceyi 3 aydır Hazro dışında geçiriyor. Ergin&#8217;i ilçedeyken makam arabasını 2 panzer sürekli izliyor. İkilik ailesinden 5 kişinin Tarsus&#8217;ta öldürüldüğünü hatırlatan Ergin, &#8220;Kaçmak çözüm değil, Almanya&#8217;ya da gitseniz sizi buluyor&#8221; dedi.</p>
<p>Kan davasının sona ermesi için Diyarbakır eski Valisi Efkan Ala&#8217;nın büyük çabası olduğunu ancak bir sonuç alınamadığını belirten Ergin, &#8220;Kan davaları sadece 2 ailesinde kalmıyor. Durumdan fayda sağlayan aileler var. Kışkırtıcılık yapanlar var. Üç yıldır bir gece Hazro&#8217;da kalamadım. Sürekli tedirgin haldeyiz. Kimse böyle yaşamak istemez. Bu sorundan kaçıp kurtulamazsınız. İstanbul&#8217;da hatta Avrupa&#8217;da işlenen kan davası cinayetleri var&#8221; dedi.<br />
İlahiyatçı-Eğitimci Dr. Halil İbrahim Kutlay:<br />
Din, hiçbir cinayeti onaylamaz!</p>
<p>&#8220;İslam kan davası gibi toplumsal bozuklukları haram kılmıştır. Kan davası gütmek kesinlikle caiz değildir. Peygamberimiz kan davasını bizzat kendisi kaldırarak, toplumu İslam öncesi Cahiliyye&#8217;nin adetlerinden temizlemiştir. Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki:&#8221;İnsanların Allah&#8217;a en sevimsiz olanları şu üç kişidir: 1-Mekke&#8217;de Harem bölgesinde haddi aşan. 2-Müslüman olduğu halde Cahiliyye âdetini benimseyen. 3-Haksız yere Müslüman kardeşinin kanının dökme arzusunda bulunan, KAN DÂVÂSI güden kimse.&#8221;  (Sahih-i Buhari, Kitabud-Diyat, Bab No: 9)</p>
<p>&#8220;Irz, iffet ve namus&#8221; gibi ahlakî değerleri; dinle ilişkisi bulunmayan tamamen mahallî örf ve geleneklerin etkisiyle işlenen namus cinayetleri konusuyla ilişkili görmek yanlıştır. Din, hiçbir zaman cinayeti emretmez, hiçbir cinayeti onaylamaz, sebep ne olursa olsun cinayeti basit ve normal saymaz. Din, aslında namussuzluk ve iffetsizliği cinayet olarak görür. Bu cinayeti manevî tedbirler ve vicdanî müeyyidelerle kökten engeller. Namus cinayetlerinin kurbanları, aslında bilgisizliğin, taassubun ve fuhuş reklamcılığının kurbanıdırlar.</p>
<p>İffet ve namus gibi faziletli değerleri önemsemeyenler; bazı dernek, kurum ve kuruluşlarını, bazı medya ve basın organlarını, bazı kültür, sanat ve eğitim  kurumlarını da kullanarak bu manevî değerlere hiç çekinmeden karşı çıkanlar; vicdanları ölmemiş ve ar duyguları çürümemişse, küçük yaşta uyuşturucu ve fuhuş bataklığına düşen zavallı kızlarımızın acıklı ve korkunç durumundan ürpermelidirler.</p>
<p>İffetsizliği bilerek ve kasıtla savunanlar ise gerçek iffet ve namus  canileridir.  Şahsî menfaatleri uğruna her fırsatta ve her zeminde iffetsizliği ve ahlaksızlığı özendiren ve körükleyenler namus cinayetlerinin gerçek sorumlusudurlar. Suçu açık bir şekilde tahrik edenler, suçlular kadar sorumludurlar.&#8221;<br />
Diyanet İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Saim Yeprem:<br />
Cahiliyye adeti!</p>
<p>&#8220;Kan davası, İslam&#8217;da kesin yasaklanmış önemli haramlardandır. Veda Hutbesi&#8217;nde Peygamber efendimiz açıkça yasaklamıştır. Keza namus cinayeti adı altında kadına yapılanlar da din dışıdır. Hiç kimsenin veya bir grubun bir kişinin katli konusunda hüküm verme ve uygulama yetkisi yoktur. Kimse kendini hakim yerine haşa Allah (CC) yerine koyamaz. Kan davası, namus ve töre cinayetleri gibi suçlar, bazıları öyle lanse etmek istese de hiçbir şekilde dinle buluşmamaktadır. Hepsi Cahiliye dönemi adetleridir. İslam dini bunları kaldırmıştır.&#8221;<br />
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ömer Vehbi Hatipoğlu:<br />
Ulema otoritesi boşluğu var!</p>
<p>&#8220;Günümüzde bile kan davalarının halen sürmesinin ana nedenlerinden birisi, İslami eğitimin olmamasıdır. Kan davası yaşanan bölgelerdeki genel kültür seviyesinin düşüklüğü ve Adalet mekanizmasının hızlı yürütülmemesi nedeniyle &#8220;Kendi hesabımı hemen göreyim&#8221;  anlayışı da kan davalarının etkenleri arasındadır. Ayrıca, Bölgenin feodal yapısı da göz önüne alındığında, kan davalarının sürdüğünü görüyoruz. Toplum önderleri ve saygın kişiler bu tür olaylarda devreye giriyor, kan davalarını önlemeye çalışıyorlardı. Ancak son yıllarda bölgedeki ulemanın ve STK&#8217;ların toplum üzerindeki otoritesi değişik nedenlerle sarsıldığı için etkinlikleri azalmıştır. Bu nedenle toplumu iyiye, doğruya yönelten önderlerin arkalarında bıraktığı boşluk bir türlü doldurulamamıştır. Özellikle kan davasındaki sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel nedenler ile manevi boşluk ciddi bir değerlendirmeye tabi tutulmadan yapılacak yorumlar anlamsızdır.&#8221;</p>
<p>Milli Gazete Online-A. Zeki Gayberi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genclik.at/www2/icerik/dini-bilgiler-2/bazi-bilgiler/peygamberimizin-yasakladigi-buyuk-gunah-tum-yonleriyle-kan-davasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Domuzun haram oluşu ve diğer gerçekler</title>
		<link>http://www.genclik.at/www2/icerik/dini-bilgiler-2/bazi-bilgiler/domuzun-haram-olusu-ve-diger-gercekler.html</link>
		<comments>http://www.genclik.at/www2/icerik/dini-bilgiler-2/bazi-bilgiler/domuzun-haram-olusu-ve-diger-gercekler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Apr 2009 09:30:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bazı Bilgiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genclik.at/www2/?p=286</guid>
		<description><![CDATA[Domuzun çeşitli dinlerde haram kabul edilişi Dünyayı saran virüsün kaynağı domuzlar pek çok dinde yasak olmasına rağmen neden hala tüketiliyor? İşte domuzun çeşitli dinlerde haram kabul ediliş nedenleri&#8230; Müslümanların, Yahudilerin ve bir kısım Hıristiyanların domuz eti yemedikleri biliniyor. İncil&#8217;in (kral James Versiyonu) Ve domuz çatal ve yarık tırnaklıdır, ama geviş getirmez. Sizin için kirli sayılır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="news-content text-content pmedium">
<p class="sum">Domuzun çeşitli dinlerde haram kabul edilişi</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-287" title="domuzun-haram-olusu-ve-diger-gercekler-medium-0" src="http://www.genclik.at/www2/wp-content/uploads/2009/04/domuzun-haram-olusu-ve-diger-gercekler-medium-0.jpg" alt="domuzun-haram-olusu-ve-diger-gercekler-medium-0" width="254" height="171" />Dünyayı saran virüsün kaynağı domuzlar pek çok dinde yasak olmasına rağmen neden hala tüketiliyor? İşte domuzun çeşitli dinlerde haram kabul ediliş nedenleri&#8230;</p>
<p>Müslümanların, Yahudilerin ve bir kısım Hıristiyanların domuz eti yemedikleri biliniyor. İncil&#8217;in (kral James Versiyonu)</p>
<p>Ve domuz çatal ve yarık tırnaklıdır, ama geviş getirmez. Sizin için kirli sayılır (Levililer 11:7-8)</p>
<p>Kur&#8217;an-ı Kerimdeki bir ayetde bu konuda yüce Allah şöyle buyuruyor:</p>
<p>Allah size sadece leşi, kanı, domuz etini ve Allah&#8217;tan başkası adına kesilen hayvanın etini kesinlikle haram kıldı. Fakat darda kalana, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere bu etlerden yemek günah değildir. Hiç şüphesiz, Allah bağışlayıcı ve merhametlidir (Bakara 173)</p>
<p>Hz Muhammed sas&#8217;de bir hadisi şeriflerinde domuzun ticaretini yapmanın da haram olduğunu bildirmiştir.(Buhari 3)</p>
<p>Birçok değişik inanç mensupları sürekli ticaret ve tüketimine yönelik bu tür yasakların gerekçelerini araştırırlar. Birçok bölgede domuz kaynaklı ürünler özellikle lezzet verici öz olarak kullanılır. Bu tür bölgelerde insanlar domuzun neden yasak kapsamına alındığına bir anlam veremezler.</p>
<p>Bir çok Müslüman âlim de bu konuya önem verir ve cevap vermeye çalışır. Domuz etini pis olarak tanımlayan hristiyan kültürünün tersine İslam domuz etinin &#8220;rics&#8221; olarak tanımlar. Bu terim İslam anlayışına ve ünlü alim Muhammed Salih El Munacid&#8217;in tanımlamasına göre rics İslam&#8217;a ve özellikle de insan fıtratına çirkin görünen her şeyi kapsamaktadır.</p>
<p>Her ne kadar domuzlar birçok biyolojik hastalıkların sebebi olarak algılansa da (insana da bulaşan hayvan hastalığı) rics terimi islama göre manevi ve fiziksel anlamların tümünü kapsamaktadır. Bu sebeple âlimler domuzun haram kılınmasının temel ve tek nedeninin insanların sağlığına verdiği zarar olmadığını söylemektedirler. Bunun başka gerekçeleri de bulunmaktadır. Ancak bir mümin için Allahın kanunlarına itaat etmek esastır ve onun hükmü karşısında yorum yapılmaz.</p>
<p>Bununla birlikte bizler Kur&#8217;an da (Araf 7:157) Allah&#8217;ın kanunlarının tesaduf ve gereksiz olmadığını anlamaktayız.</p>
<p>Fakat insanların herhangi bir helalin ve haramın bilimsel olarak sebeplerini ve hikmetlerini öğrenmek istemeleri de oldukça doğal karşılanacak bir istektir. Bunu öğrenmek için uğraşmak insanların Allah&#8217;ın mükemmel yaratış gücünü ve Allahın yasalarının taşıdığı mükemmel hikmetleri öğrenmek açısından da önemlidir.</p>
<p>Domuz konusunda domuzun etinin yenilmemesi ve direk temastan kaçınılmasını gerektiren dini gerekçeler dışında birçok dünyevi ve bilimsel gerekçe vardır.</p>
<p>Domuzlar buldukları her şeyi yerler</p>
<p>Domuzlar buldukları her şeyi; bitki, yaprak, otlar, solucanlar, yılanlar, çürümüş leş, kurtçuklar, bozuk yumurtalar, her türlü dışkı, çöpler ve diğer hayvanlar gibi her şeyi yerler ve bunları sindirme noktasında da yüksek bir uyumluğa sahiptirler. (Dewey ve Hruby)</p>
<p>Domuzlar bir çok ülkenin atık temizleme sisteminde ciddi rol oynamıştır. Örneğin ABD&#8217;de domuzlar çöpleri ve zararlı hayvanları yemeleri ve temizlemeleri için caddelere salınmışlardır. 1900&#8242;lerde bir çok domuz çiftliği ülkenin çöp temizleme işlemini yürütmek için açılmıştır.</p>
<p>1960lı yılların sonlarına doğru domuzların her türlü çöple beslenmeleri ishal salgınlarına neden olan &#8220;trichinosis&#8221; salgınının baş göstermesine neden olmuştur.(Trichinosis, bir tür enfeksiyon. Hickman ve Elderedge: Milestones. Geçmişte şehir çöplerinin temizlenmesi yöntemi kitabı)</p>
<p>Domuz çiftliklerini yeni bir virüs tipi olan Exanthema tehdit edince ülkede domuzlara sadece pişirilmil atıkarın ve çöplerin verilmesine dair bir kanun çıkarıldı. ABD&#8217;de bir çok çiftlikte pişirilmiş çöp hala domuzların temel yiyeceğidir ve bu domuzlar daha sonra kesilerek pazarlsra sürülüyor ve temel et gıdası olarak tüketiliyor.</p>
<p>Modern domuz çiftlikleri şimdi -çöp ile besleme tesisler- olarak tanımlanıyor ve hükumet tarafından çeşitli kısıtlamalara tabii tutuluyor. Fakat bir çok çiftlik sahibi bu kısıtlamalara ve kanun düzenlemelerine uygulamıyor bu ahırlarda evlerden toplanan ger türlü çöp ve atık domuzlara yem olarak verilmektedir.(Hickman ve Eldredge, domuzların çöplerle beslenmesi:Mebus)</p>
<p>Her ne kadar birileri domuzların çöp ile beslenmesinin domuz besiciliği tarihinde sadece belli bir talihsiz dönem olduğunu söylese de bu uygulamaların hala değişik ülkelerde devam ettiği bir gerçektir.</p>
<p>Mesela Mısır&#8217;ın başkenti Kahire&#8217;de yaşayan Kıpti Hıristiyanların oluşturduğu bir organizasyonun şehirdeki çöplerin üçte birini topladığı ve bunun domuzlara yem olarak kulanıldığı bilinmektedir. Bu çöpler içerisindeki organik atıklar domuzlara ve köpeklere yem olarak verilmiş ve daha sonra bu domuzlar özellikle de Avrupa&#8217;da domuz ürünleri olarak piyasaya sürülmüştür. (Epstein: Domuzların her bulduklarını yedikleri doğru mu?)</p>
<p>Hastalık yayıyorlar</p>
<p>Bu hastalık en fazla Latin Amerika ve Afrika ve Asya&#8217;nın Müslüman olmayan bölgeleri ve özellikle de Hindistan&#8217;ı etkilemiştir.</p>
<p>Yukarda bahsedilen ve domuzların beslenmesiylşe alakalı yönteme benzer yöntemler dünyanın bir çok yerinde uygulanmaktadır. Hastalık Kontrol ve Engelleme Merkezi (CDC)&#8217;nin yayınladığı bir rapora göre şu an bütün dünyada paniğe neden olan virüs özellikle hijyene önem verilmeyen ve domuzların insan atıklarını yemelerine izin verildiği gelişmekte olan yada az gelişen ülkelerde yayılma gösteriyor.</p>
<p>CDC bildirisinde ayrıca domuz tenyası ve cysticercosis virüsünün domuzun haram kabul edildiği İslam ülkelerinde görülmediğini de vurgulanıyor.</p>
<p>Birleşmiş Milletler gıda ve ziraat organizasyonu (FAQ) yaptığı açıklamada Bolivya&#8217;da epilepsi ve neurocisticercosis tanısı konulan hastaların bir çoğunun aslında insan beynine sirayet eden domuz tenyasından kaynaklandığını açıkladı.</p>
<p>FAO&#8217;ya göre bazı bölgelerde domuzlarda yüzde 15 ile yüzde 60 arasında sıklıkta bulunan cysticercosis virüsünün genel olarak kırsal, fakir hijyene önem verilmeyen ve insanlarla hayvanların aynı mekanı kullandıkları bölgelerde yayıldığını açıkladı.</p>
<p>Hepatit E ise bu süreçte özellikle dikkatleri üzerine çeken bir diğer hastalık. Her ne kadar hepatit E virüsü düşük etkili bir virüs olsada bu hastalık genellikle hamile kadınları etkiliyor ve genellikle bu hasta kadınların yüzde 20&#8242;sinde hastalığın üçüncü evresinde ölümlere neden oluyor. Lowa Devlet Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmada virüs &#8220;özellikle Meksika, Asya ve Afrika&#8217;daki gelişmekte olan ülkelerde kamu sağlığını tehdit eden bariz bir problem olarak tanımlandı. Çalışmada ayrıca Avrupa ülkelerinde de hastalığın yükselen bir risk haline geldiği belirtildi. (Hepatit E; Platt, Yoon ve Zimmerman).</p>
<p>Mısır Kahire Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Et Ürünleri bölümünde görev yapan bir profesör olan Dr. Anwar Darwish Hepatit E virüsünün zaten nüfusun yüzde yirmisinin Hepatit C virüsü taşıdığı Mısır için büyük bir tehlike olduğunu bildirdi. Derviş Timeturk.com&#8217;a yaptığı açıklamada eğer bu hastalar Hepatit E virüsüne de yakalanırsa bunun çok tehlikeli olabileceğini açıkladı.</p>
<p>Bu konuda daha birçok açıklama yapılmalıdır.</p>
<p>California Gıda ve Tarım dDepartmanı bu konuda şöyle bir açıklama yaptı: &#8220;Şuan bütün dünyada paniğe ve korkuya neden olan bu hastalık ve virüslerin bir çoğu domuz çiftliklerinde domuzlara insan atıkları ve organik çöplerin verilmesi ve daha sonra bu domuzların gıda piyasasına et ürünü olarak sunulmasından kaynaklanıyor.(Swine Garbage Feeding)</p>
<p>Domuzlarda rastlanan hastalıklar</p>
<p>Domuz kaynaklı ve insanlara geçme özelliği taşıyan virüslerin listesi</p>
<p>• Balantidiasis</p>
<p>• Brucella</p>
<p>• Campylobacteriosis</p>
<p>• Colibacillosis</p>
<p>• Cysticercosis</p>
<p>• Erizipeller</p>
<p>• Leptospirosis</p>
<p>• trişinoz</p>
<p>• Yersiniosis</p>
<p>Her ne kadar inek, koyun ve keçi gibi bir çok evcil hayvan insanlara bazı virüsler bulaştırma potansiyeli taşısa da doktor Derviş&#8217;e göre domuz bütün bu hayvanlardan çok daha riskli ve bir domuz insana bulaşabilecek hemen hemen her hastalığı üzerinde taşır. Domuzların sadece insana bir yada birkaç farklı hastalık bulaştırma riski taşıyan diğer hayvanlardan çok daha farklı olduğunu söyleyen Doktor Derviş&#8217;e göre domuz kaynaklı hastalıklar parazit, bakteri ve yayılmacı cinsten virüsler olabiliyor.</p>
<p>İneklerden bulaşan saginata tenyası çok kısa sürede ve kolayca vücuttan atılabilir, ilaç tedavisine cevap verir ve böylece boşaltım yoluyla vücuttan atılabilir. Domuzlardan bulaşan &#8220;solium&#8221; tenyası ise oldukça dirençlidir, ilaçlara cevap vermez ve boşaltım sistemi yoluyla da vücuttan atılamaz. Derviş açıklamasında şunları kaydetti:</p>
<p>&#8220;Saginata tipi tenyalar insan mukozasına çengelleriyle yapışır domuz tenyası solium ise hem</p>
<p>çengelleriyle hem de emerek yapışır ve kanserojen tehlikeye de sahiptir. Bu virüs omurilik kalp yada beyne ulaşırsa, çok tehlikeli olabilir&#8221;</p>
<p>Domuz kaynaklı bazı hastalıklar insanlar domuza dokunduklarında, etini tükettiklerinde yada domuz ürünlerini yeterince kaynatmadıklarında bulaşırken bazı domuz kaynaklı hastalıklar ise domuzlarla yakın etkileşimde, içine domuz irini bulaşmış suların kullanımı ve içilmesinde ve hatta domuzların temas ettiği toprak parçacıklarından bile bulaşabilir. Domuz dışkısı da adeta hastalık ve virüs deposudur. Bir domuzun hangi tür bakterileri üzerinde taşıdığını anlamak her zaman mümkün değildir buy nedenle bazı temel güvenlik tedbirleri almadan domuzlara dokunmak hiç de mantıklı bir yol değildir.(Zoonotic Hastalıkları Önleme)</p>
<p>En yüksek risk altında bulunanlar ise domuzlarla sürekli temas halinde olanlar, domuz çiftliklerinde çalışanlar, domuz kesim işlemi yapan kasaplar ve domuz hastalıklarıyla ilgilenen veterinerlerdir.</p>
<p>Domuz politikası</p>
<p>Domuz etinde henüz keşfedilmemiş bazı başka tür virüslerin bulunmadığını kim garanti edebilir?</p>
<p>Domuzda bulunan hastalıklara benzer hastalıkları taşıyan diğer hayvanlarla ilgilide İslam dininde bazı haramlar bulunması oldukça ilgi çekicidir. Mesela kedi, köpek, fare, ayı ve pek çok yırtıcı hayvan. Mesela ABD&#8217;de ayı eti trişinoz virüsünün en büyük nedenidir. (Trichinosis)</p>
<p>Her ne kadar bir çok Avrupa ülkesinde insanlar köpek, kedi, yada fare eti yemeyi hayal bile etmese ve bu dünyanın başka bölgelerinde bu hayvanların tüketildiğini duyduklarında rahatsız olsalar da mesele domuza gelince iş değişiyor. Bu çelişkili durum insanların domuzun bir çok hastalıklara neden olduğunu insanlar için bazen ölümcül olan virüsler taşıdığını bilmelerine ve ABD&#8217;de 20. Yüzyılın ilk yarısında ciddi trişinoz salgınları yaşandığını bilmelerine rağmen sürdürülüyor.</p>
<p>ABD&#8217;de domuz besiciliğinin ve domuz ürünlerinin ihracının milyar dolarlık bir endüstri olması ülkede domuzların neden olduğu sağlık risklerinin önemsenmemesinin en büyük nedenlerinden biridir. (US Breaks Pork Export Volume and Value Records).</p>
<p>Domuz besiciliği çok ciddi dikkat, titizlik ve ciddi sağlık ve hijyen önlemlerinin alınmasını gerektirmektedir. Bir çok ülkede domuz besiciliği ile alakalı ciddi ve geniş yasal düzenlemeler yapılmıştır fakat bu düzenlemeler bir çok yerde uygulanmamakta ve domuz kaynaklı salgın riski her zaman varlığını sürdürmektedir.</p>
<p>Her ne kadar yukarıda bahsedilen hastalık tipleri çok nadir olsa da diğer domuz kaynaklı hastalık türleri oldukça yaygındır bu hastalıklar domuzların yetiştirilme şekli, beslenmeleri, domuz bescilerinin kişisel hijyen anlayışları, ve diğer faktörlerden dolayı yayılmaktadır.</p>
<p>Mesela belli bir dönem kontrol altına alına bir domuz virüsü o ülkede hükumet değiştiğinde ve bazı yaptırımlar gevşediğinde tekrar ortaya çıkabilmektedir. Bazı savaş, ekonomik kriz, doğal felaketler, mülteci hareketleri, insanların bilinç seviyesi ve eğitim gibi nedenlerle domuz kaynaklı virüslerin etkisi de değişim gösterebilmektedir (Arnold)</p>
<p>Yıllar önce mısırlı yazar ve alim Şehid Seyyid Kutub domuz eti tüketimi ile alakalı tartışmalar üzerine şunları yazmıştı:</p>
<p>&#8220;Bazı insanlar, modern pişirme tesislerinde, yüksek sıcaklıklarda pişirilerek bu domuz virüslerinin önlenebileceğini iddia edebilir fakat bu kişiler domuz kaynaklı bir virüsü keşfetmenin bile yüz yıllar sürebileceğini unutuyorlar. Kim domuz etinde henüz keşfedilmeyen bazı başka virüslerin bulunmadığını iddia edebilir ki?</p>
<p>Bu konuda son dönemde yapılan yarım yamalak sözde bilimsel çalışmalara mı yoksa yüzyıllardır insanoğlunu bu konuda yönlendiren ve bilgilendiren kutsal öğretilere mi dayanmalıyız? Bizler her şeyi bilen, her şeyin yaratıcısı ve zarar ve yararlarını en iyi bilen Allah&#8217;ın emirlerine itaat etmeli değil miyiz? (Al Mecid)&#8221;</p>
<p>Birçok Müslüman için, Kutub ve diğer alimlerin fikirleri hem bilimsel ve entelektüel yaklaşım taşıyor hem de inançlara uygun. Bu alimlerin konu hakkındaki fikirleri öncelikle Alalh&#8217;ın emirlerine sonrada gıda konusunda yapılmış çalışmalara, araştırmalara ve istatistiklere dayanıyor.</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genclik.at/www2/icerik/dini-bilgiler-2/bazi-bilgiler/domuzun-haram-olusu-ve-diger-gercekler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Orucun ve Ramazan ayının fazileti</title>
		<link>http://www.genclik.at/www2/icerik/dini-bilgiler-2/bazi-bilgiler/orucun-ve-ramazan-ayinin-fazileti.html</link>
		<comments>http://www.genclik.at/www2/icerik/dini-bilgiler-2/bazi-bilgiler/orucun-ve-ramazan-ayinin-fazileti.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 15:24:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bazı Bilgiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.genclik.at/www2/?p=40</guid>
		<description><![CDATA[Orucun ve Ramazan ayının fazileti Sual: Ramazan ayının önemi nedir? CEVAP: Bu konuda imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: Arial;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-size: 18pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"><img class="alignleft size-medium wp-image-41" title="ramazandf9" src="http://www.genclik.at/www2/wp-content/uploads/2009/02/ramazandf9-300x130.jpg" alt="ramazandf9" width="300" height="130" />Orucun ve Ramazan ayının fazileti</span></span></span></span></p>
<p align="center"><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: Arial;"><strong>Sual: </strong></span><span style="font-size: 12pt; color: black; font-family: Arial;">Ramazan ayının önemi nedir?<br />
<strong>CEVAP:<br />
</strong>Bu konuda imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.</span></p>
<div>
<table class="MsoNormalTable" style="width: 420pt;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="560">
<tbody>
<tr>
<td style="background-color: transparent; border-color: #ece9d8; padding: 0cm;"><span style="color: black; font-family: Arial;"><span style="font-size: small;"><br />
Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.</p>
<p>Kur’an-ı kerim, Ramazanda indi. Kadir gecesi, bu aydadır. Ramazan-ı şerifte, iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.</p>
<p>İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir.</p>
<div><span style="color: black; font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">İbadet etmek de zaten bu demektir.</span></span></div>
<p></span></span><span style="color: black; font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince,<strong> (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ)</strong> duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.</p>
<p><span style="color: black; font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin! Âmin. </span><span style="font-size: small;"><strong>(Mektubat ,1.c. 45.m.)<br />
</strong><br />
Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu </span></span><span style="color: black; font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">kabul</span></span></p>
<div><span style="color: black; font-family: Arial;"><span style="font-size: small;"> olur ve imanları olduğu anlaşılır.</span></span></div>
<p></span></span><span style="color: black; font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, <strong>(Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) </strong>buyuruldu. [Tirmizi]<br />
(Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.)</p>
<p>Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:<br />
<strong>(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin </strong>[Kadir gecesinin]<strong> hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) </strong>[Nesai]<br />
<strong><br />
<span style="font-size: small;">(Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilip, sevabını da Allahü teâlâdan bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) </span></strong><span style="font-size: small;">[Buhari]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Ramazan orucunu tutup ölen kimse, Cennete girer.) </span></strong><span style="font-size: small;">[Deylemi]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Ramazan ayı gelince, “Ey hayır ehli, hayra koş! </span></strong><strong><span style="color: black; font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">Şer ehli, sen de kötülüklerden el çek” denir.) </span></span></strong></p>
<div><span style="color: black; font-family: Arial;"><span style="font-size: small;">[Nesai]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Ramazan bereket ayıdır. Allahü teâlâ bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) </span></strong><span style="font-size: small;">[Taberani]</span><span style="font-size: small;"><strong></strong></span></span></div>
<p> </p>
<p></span></span><span style="color: black; font-family: Arial;"><span style="font-size: small;"><strong>(Ramazan-ı şerif ayı geldiği zaman, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi]<br />
<strong><br />
<span style="font-size: small;">(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) </span></strong><span style="font-size: small;">[Taberani]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.)</span></strong><span style="font-size: small;"> [Ebu Nuaym]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Ramazan orucu farz, teravih sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) </span></strong><span style="font-size: small;">[Nesai]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) </span></strong><span style="font-size: small;">[İ.Mansur]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutunuz! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) </span></strong><span style="font-size: small;">[İbni Ebiddünya]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) </span></strong><span style="font-size: small;">[İ.Ebiddünya]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(İslam, kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) </span></strong><span style="font-size: small;">[Müslim]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Cennetteki güzel köşkler, sözü hoş, selamı çok, yemek yediren, oruca devam eden ve gece namazı kılan kimselere verilir.) </span></strong><span style="font-size: small;">[İbni Nasr]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Oruç tutan müminin susması tesbih, uykusu ibadet, duası müstecap ve amelinin sevabı da çoktur.) </span></strong><span style="font-size: small;">[Deylemi]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Bilhassa oruçlu iken çirkin, kötü söz söylemeyin! Birisi size sataşırsa, ona “Ben oruçluyum” deyin!) </span></strong><span style="font-size: small;">[Buhari]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Gerçek oruç, sadece yiyip içmeyi değil, boş ve hayasızca sözleri de terk ederek tutulan oruçtur.) </span></strong><span style="font-size: small;">[Hakim]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrasına, ancak oruçlular oturur.) </span></strong><span style="font-size: small;">[Taberani]</span></p>
<div><span style="font-size: small;"><strong></strong></span></div>
<p> </p>
<p></strong></span><span style="font-size: small;"><strong>(Allah yolunda bir gün oruç tutanın yüzünü, Allahü teâlâ yetmiş yıl ateşten uzaklaştırır.) [Müslim]<br />
<strong><br />
<span style="font-size: small;">(Temizlik imanın yarısı, oruç da sabrın yarısıdır.)</span></strong><span style="font-size: small;"> [Müslim]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Oruçlu iken ölene, kıyamete kadar oruç tutmuş gibi sevap yazılır.)</span></strong><span style="font-size: small;"> [Deylemi]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Oruçlu iken ölen Cennete girer.)</span></strong><span style="font-size: small;"> [Bezzar]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Oruç tutan, namaz kılan kimse, mükafatını kıyamette aklı kadar alır.)</span></strong><span style="font-size: small;"> [Hatib]<br />
</span><strong><br />
<span style="font-size: small;">(Oruç şehveti keser.)</span></strong></p>
<div><span style="font-size: small;"> [İ. Ahmed]</span></div>
<p></strong></span><span style="font-size: small;">Mübarek vakitlerde, günahlardan titizlikle uzak durmalı, taatları, ibadetleri ve her çeşit hayratı artırmalıdır. Zira Allahü teâlâ, tarafından sevilen kimse, faziletli vakitlerde faziletli amellerle meşgul olur. Buğzettiği kul ise; faziletli vakitlerde kötü işlerle meşgul olur. Kötü işlerle meşgul olanın bu hareketi azabının daha şiddetli olmasına ve Allahü teâlânın, ona daha çok buğzetmesine sebep olur. Çünkü o, böyle yapmakla vaktin bereketinden mahrum kalmış ve onun hürmet ve şerefini çiğnemiş olur. <strong>(Mev&#8217;iza-i hasene)</strong></p>
<div><strong><br />
<span style="font-size: small;">Resulullah efendimizin rüyası<br />
(Rüyamda acayip şeyler gördüm. Ümmetimden birini azap melekleri yakalamıştı. Aldığı abdestler gelip, onu içindeki zor durumdan kurtardı. Birini gördüm, kabri onu sıkıyordu. Kıldığı namazlar gelip, onu kabir azabından kurtardı. Birine şeytanlar musallat olmuştu. Ettiği zikirler gelip, şeytandan onu kurtardı. Birinin de susuzluktan dili çıkmıştı. Tuttuğu Ramazan orucu gelip, susuzluğunu giderdi.</span></strong></div>
<p></span><strong><span style="font-size: small;">Birini zulmet sarmıştı. Yaptığı hac gelip karanlıktan çıkardı. Birine ölüm meleği gelmişti. Ana babasına yaptığı iyilikler gelip, ölümüne engel oldu, geciktirdi. Birini Müslümanlarla konuşturmuyorlardı. Sıla-i rahim gelip, ona şefaat etti, onlarla konuştu. Peygamberinin yanına gitmek isteyen birine engel oluyorlardı. Aldığı gusül, onu alıp yanıma getirdi. Ateşten korunmak isteyen birisine, sadakası gelip ateşe perde oldu. Birini zebaniler alıp Cehenneme götürürken, yaptığı emr-i maruf ve nehy-i münker gelip kurtardı. Biri Cehennem ateşine atılmıştı. Allah korkusu ile döktüğü gözyaşları gelip oradan kurtardı.</p>
<div><span style="font-size: small;"><strong>Birine amel defteri solundan verilirken, Allah korkusu gelip, defterini sağa aldı. Sevapları hafif gelen birine, kendinden önce ölen çocukları gelip, sevabını ağırlaştırdı. Cehennemin kenarında, korkudan titreyen birine, Allahü teâlâya olan hüsnü zannı gelince, titremesi durdu. Sırattan zorla geçen biri, Cennete geldi. Fakat kapılar kapalıydı. Kelime-i şehadeti gelip, onu Cennete koydu.) </strong>[Hakîm-i Tirmizi]</span></div>
<p></span></strong><span style="font-size: small;"><strong>Sual:</strong> Günah işlememize şeytanlar sebep olduğuna göre, Ramazanda bağlı olan şeytanlar nasıl günah işletiyor?<br />
<span style="font-size: small;"><strong>CEVAP<br />
</strong>Günah işlememize yalnız şeytanlar değil, kendi nefsimiz de sebep olmaktadır. Nefsin zararı, şeytanınkinden çok fazladır. Nefsin her istediği kendi zararınadır. Ramazanda günah işleten, nefsimizdir. Bu ayda, şeytanlar bağlı olduğu için vesvese veremezler. Ramazanda esnemeler de şeytandan değildir. Asabi esnemeler, yorgunluk, uykusuzluk gibi hallerde meydana gelir. <strong>(Mektubat-ı Rabbani)</strong></span></p>
<p></span></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.genclik.at/www2/icerik/dini-bilgiler-2/bazi-bilgiler/orucun-ve-ramazan-ayinin-fazileti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

